İDRAR KAÇIRMA


İdrar Kaçırma Nedir?

Üriner inkontinans, istemsiz idrar kaçırma, idrarı tutamama veya mesane kontrolünün kaybı olarak tanımlanır ve toplumda çok sık rastlanan bir sağlık problemidir. Kadınlarda daha sık görülür. Şiddeti değişkenlik göstermekle beraber, öksürme, gülme yada karın içi basınç arttığında damla damla idrar kaçırma olabileceği gibi, aniden idrar yapma hissi ile tuvalete yetişememe ve idrar kaçırma şeklinde ortaya çıkabilir. Bazen her iki tip idrar kaçırma kombine de olabilir.

Eğer üriner inkontinansın derecesi günlük yaşamı ve yaşam kalitesini etkiliyorsa mutlaka doktora başvurulması gerekir. Çoğu hastada, basit yaşam tarzı değişiklikleri ve basit medikal tedavilerle ciddi sonuçlar alınabilir ve inkontinans tedavi edilebilir.


İdrar Kaçırma Sebepleri

Geçici İdrar Kaçırmaya Sebep Olabilen Durumlar :
Alkol, aşırı sıvı alımı, kafein, mesane uyarıcılar (Karbonatlı – gazlı içecekler, çay ve kahve, tatlandırıcılar, mısır şurubu, baharatlı yiyecek ve içecekler, şekerli ve asitli gıdalar, domates ve limon), ilaçlar, idrar yolları enfeksiyonları ve kabızlık.
Sürekli İdrar Kaçırmaya Sebep Olabilen Durumlar :
Gebelik ve doğum, yaşa bağlı değişimler, Histerektomi (Cerrahi olarak rahim alınması), ağrılı mesane sendromu (intertisyel sistit), mesane kanserleri, idrar yolları taşları, nörolojik hastalıklar, tıkanma ve bası.

İdrar Kaçırma Tanı ve Testleri:

Üriner inkontinans tanısında en önemli faktör hastanın hikayesidir. İnkontinansın ne zaman başladığı, ne şiddet ve sıklıkta olduğu, yaşam kalitesine etkisi, kişinin hikayesinden inkontinansın tipi ve şiddeti tespit edilebilir. Hikaye dışında tanıya yardımcı olabilecek bir takım spesifik ve non-spesifik testler vardır:

Mesane Günlüğü :
Günlük alınan sıvılar ve idrara çıkma sıklık ve miktarını içeren bir formdur. Yaklaşık 1 hafta boyunca kayıtları tutulur ve kişinin idrar yapma profili ve inkontinansın derecesi belirlenir.
İdrar Analizi :
Yapılacak idrar analizi ile, idrar yolu infeksiyonları, idrarda kan veya taşa ait bulgular saptanabilir.
Kan Testleri :
Kan testleri direkt olarak inkontinans tanısı için faydalı olmamakla beraber, inkontinansa sebep olabilecek diyabet gibi sistemik hastalıkların araştırılması açısından faydalı olabilir.
Postvoid Rezidüel Ölçüm (PVR) :
Kişi idrarını yaptıktan sonra, mesanede kalan idrarın doktor tarafından ince bir kateterle veya ultrasonografi ile ölçülmesi işlemidir. İşeme sonrası mesanede fazla miktarda kalan idrar varlığı, idrar yollarında tıkanıklık, idrar yollarında problem veya mesanenin sinir veya kas tabakasında sorun olduğunu gösterir.
Pelvik Ultrasonografi :
Ultrasonografi ile mesane kapasitesi ve mesane böbrekler ve idrar yollarında anomaliler, tümörler, taş ve tıkanmalar saptanabilir.
Stress Test :
Jinekolojik muayene esnasında, hastanın öksürme veya ıkınması ile karın içi basınç artışı sağlanarak idrar kaçırma olup olmadığının gözlenmesi esasına dayanan basit ama önemli bir testtir.
Ürodinamik Testler :
Bu testler mesanenin dinlenme ve işeme esnasında basınçların ölçümü esasına dayalı testlerdir. Üretra ve mesaneye kateter yerleşimi ve özel basınç ölçer cihazlar gerektiren testlerdir. İnkontinans tanısı için her zaman gerekli olmamakla beraber, özellikle inkontinans tipinin belirlenemediği hastalarda tedavi seçenekleri konusunda yardımcı olabilir.
Sistogram :
Mesaneye kontrast boya maddesi verilerek sonrasında çekilen seri X ray röntgen grafiler ile idrar yollarında problemler tespit edilebilir.
Sistoskopi :
Kamera sistemi içeren ince bir kanül ile üretradan girilerek mesane ve idrar yollarının direkt olarak gözlenmesi yöntemidir. İdrar yollarındaki patolojiler direkt olarak gözlenir ve aynı seansda lezyonlara müdahale edilebilir. Ofis şartlarında bile yapılabilmesine karşın genellikle ameliyathane şartlarında genel veya spinal anestezi ile kolaylıkla yapılabilir.

İdrar Kaçırma Tedavisi

İdrar kaçırma tedavisi, inkontinans tip ve şiddetine bağlıdır. Çeşitli medikal ve cerrahi tedaviler mevcut olup tedavi hastaya göre bireyselleştirilmelidir. Çogu hastada, ilk basamakta, fiziksel ve davranışsal terapiler tercih edilir. Sonraki basamaklarda, ağır anatomik problem saptanan hastalarda ve şiddetli inkontinansda cerrahi ve kombine tedaviler tercih edilir.


Davranışsal Teknikler

Davranışsal teknikler ve yaşam stilinde değişiklikler çoğu zaman inkontinans tedavisinde faydalı olmakta, pek çok hastada ilave tedaviye gereksinim duyulmamaktadır.

Mesane Egzersizleri :
Mesane egzersizleri, idrar yapmanın geciktirilmesi ve idrar hissi geldiğinde belirli süre tutularak mesanenin eğitilmesi tekniğini içerir. Tuvalete gitme hissi geldiğinde, 10 dakika tutup, idrara çıkma geciktirilerek başlanır. Burada hedef tuvalete gitme aralıklarını 2-4 saate kadar uzatabilmektir. Mesane egzersizi aynı zamanda, idrarı yaparken kesip, bir süre tutmak ve tekrar idrar yapmayı da içerir.
Planlı Tuvalet Egzersizleri :
Zamanlı idrar yapmayı tanımlar. Her 2-4 saatte bir planlı tuvalete gidilmesi ile mesane eğitimi sağlanır.
Postvoid Rezidüel Ölçüm (PVR) :
Kişi idrarını yaptıktan sonra, mesanede kalan idrarın doktor tarafından ince bir kateterle veya ultrasonografi ile ölçülmesi işlemidir. İşeme sonrası mesanede fazla miktarda kalan idrar varlığı, idrar yollarında tıkanıklık, idrar yollarında problem veya mesanenin sinir veya kas tabakasında sorun olduğunu gösterir.
Pelvik Ultrasonografi :
Ultrasonografi ile mesane kapasitesi ve mesane böbrekler ve idrar yollarında anomaliler, tümörler, taş ve tıkanmalar saptanabilir.
Stress Test :
Jinekolojik muayene esnasında, hastanın öksürme veya ıkınması ile karın içi basınç artışı sağlanarak idrar kaçırma olup olmadığının gözlenmesi esasına dayanan basit ama önemli bir testtir.
Ürodinamik Testler :
Bu testler mesanenin dinlenme ve işeme esnasında basınçların ölçümü esasına dayalı testlerdir. Üretra ve mesaneye kateter yerleşimi ve özel basınç ölçer cihazlar gerektiren testlerdir. İnkontinans tanısı için her zaman gerekli olmamakla beraber, özellikle inkontinans tipinin belirlenemediği hastalarda tedavi seçenekleri konusunda yardımcı olabilir.
Sistogram :
Mesaneye kontrast boya maddesi verilerek sonrasında çekilen seri X ray röntgen grafiler ile idrar yollarında problemler tespit edilebilir.
Sistoskopi :
Kamera sistemi içeren ince bir kanül ile üretradan girilerek mesane ve idrar yollarının direkt olarak gözlenmesi yöntemidir. İdrar yollarındaki patolojiler direkt olarak gözlenir ve aynı seansda lezyonlara müdahale edilebilir. Ofis şartlarında bile yapılabilmesine karşın genellikle ameliyathane şartlarında genel veya spinal anestezi ile kolaylıkla yapılabilir.

Fiziksel Tedaviler

Pelvik Taban Kas Egzersizleri :
Pelvik taban kasları ve mesane kapakçıklarını içeren özel egzersizler idrar kontrolünü kolaylaştırır. Fizyoterapi eşliğinde periodik seanslarla yapılan tedaviler ile kontinans sağlanabilir. Pelvik taban kaslarının egzersizleri ”Kegel egzersizleri” idrar yaparken işemenin durdurulması ve pelvis kaslarının istemli kasılması esasına dayanır. İşeme esnasında pelvik kaslar sıkılarak idrar yapma durdurulur ve üçe kadar sayılarak tekrar işemeye devam edilir ve bu periodik olarak tekrarlanır. Kegel egzersizlerini uygularken doğru kasların çalıştırılması önemlidir, karın ve bacak kaslarının kullanılmaması, doğru bir şekilde pelvik taban kaslarının kullanımını sağlar. Kegel egzersizlerinin doğru bir şekilde efektif yapılması için, öncelikle doktor ve fizyoterapist eşliğinde yapılmalı, hasta doğru kas gruplarını çalıştırmayı öğrendiğinde bireysel olarak self-tedavi şeklinde devam edilmelidir.
Elektriksel Stimülasyon :
Vajina ve rektum çevresindeki pelvik taban kaslarına elektrotlar yerleştirilerek, bu kas grupların elektriksel stimülasyonlarla kasılması esasına dayanan bir tedavi modalitesidir. Elektriksel stimülasyon, stres ve urge inkontinansda etkili bir tedavi yöntemi olmakla beraber çok sayıda seans gereklidir ve tedavi aylar boyunca sürmelidir.

Farmakolojik Tedavi

Farmakolojik ilaç tedavileri, sıklıkla davranışsal ve fiziksel tedavilerle kombine edilerek kullanılır. Seçilecek ilaçlar hastadan hastaya değişkenlik gösterebilir ve bazen kombine kullanılabilir. İlaç kullanımı mutlaka doktor tarafından seçilmeli ve doktor gözetiminde sürdürülmelidir. Tüm ilaçların ciddi yan etkileri olabilir. Başlıca kullanılan ilaç grupları:

Antikolinerjikler :
Bu ilaç grubu sıklıkla urge inkontinans tedavisi, hiperaktif mesane sendromu ve mixt tip inkontinansda kullanılır. Bu kategorideki ilaçlar; oxybutynin, tolterodine, darifenacin, fesoterodine , solifenacin ve trospium’dur. Bu ilaçların yan etkileri arasında, ağız kuruluğu, kabızlık, bulanık görme ve sıcak basmaları görülebilir. Lokal Östrojenli Kremler ve Tabletler; Lokal olarak uygulanan östrojenli vajinal krem ve tabletler, genital bölge ve idrar yollarında hücre yenilenmesi ve doku beslenmesini arttırarak inkontinans da sınırlı da olsa etkili olabilir.
Imipramin :
Imipramin bir antidepresan olup stres, urge ve üriner inkontinansda, ayrıca enurezis noktürna (çocuklarda gece idrar kaçırma) durumlarında kullanılmaktadır.
Duloxetin :
Yeni nesil bir antidepresan olup seçilmiş hastalarda stres inkontinans tedavisinde kullanılmaktadır.

Medikal Araçlar

Çeşitli medikal araç ve cihazlar, inkontinans tedavisinde kullanılmakla beraber tedavideki yeri kısıtlıdır. Mini tampon şeklinde üretral insertler, üretra çıkışını kapatarak inkontinansı önleyebilmektedir, ancak 24 saattten uzun kullanımı sakıncalıdır. Üretral insertler, ağır fiziksel aktivitelerde kullanılabilir ancak rutin kullanımı oldukça sınırlıdır. Buna karşın, özellikle vaginal prolapsusu (sarkma) olan hastalarda vajinal halka şekilli silikon pesserler kullanılabilir. Cerrahi uygulanamayan ve prolapsusu olan hastalara, yeterli eğitim verilerek pesser efektif olarak kullanılabilir. Pesser vajinaya yerleştirilerek, hem pelvis taban kaslarını destekler hem de mesanenin yukarı kaldırılarak inkontinansın tedavisine katkıda bulunur. Ancak pesserlerin uzun süreli kullanımı, vajinada ülserler ve infeksiyona sebep sebep olabileceğinden belirli periyotlarda ara vermek gereklidir.


Cerrahi Uygulamalar ve Operasyonlar

Sentetik Materyal İnjeksiyonları :
Karbon kaplı zirkonyum, kalsiyum hidroksiapatit, polidimetilsiloksan gibi birtakım sentetik materyaller, üretra altına ve çevresine injekte edilir.Üretra altındaki deste doku ve mesane boynunun destekleyerek inkontinası engellerler. Son derece kolay bir teknik olup ofis şartlarında lokal anestezi ile 5 dakika süren bir işlemle uygulanmasına karşın sıklıkla müdahalenin belli periyotlarda tekrarlanması gerekir. Başarı oranları % 60 civarındadır.
Botulinum Toxin Type-A :
Mesanenin kas tabakasına Botox uygulaması, özellikle hiperaktif mesane sendromu ve urge inkontinans tiplerinde faydalıdır. Ancak Botox uygulaması fazla yapılırsa, hasta idrar yapmada zorlanabilir. Her 6-9 ayda bir tekrarlanması gereklidir.
Sinir Uyarıcı Cihazlar :
Mesane sinir uyarılarından sorumlu olan sakral siniri uyaran cihazlar ve bacağa ve kalçaya uygulanabilen sinir stimülatörleri mevcut olup kullanımları son derece sınırlıdır.

İdrar Kaçırma Nedir?

Günümüzde cerrahi tekniklerin ilerlemesi ve sentetik mesh teknolojisinin ilerlemesine paralel olarak, cerrahi tedavi en yaygın ve en efektif tedavidir. Ancak hasta seçimi ve uygun cerrahinin seçimi son derece önemlidir. Cerrahi abdominal (karından), laparoskopik veya vajinal yolla uygulanabilmektedir. Günümüzde uygulan en efektif yöntem vajinal yolla gerçekleştirilen cerrahi tekniklerdir. Hasta operasyondan bir gün sonra taburcu edilebilmekte ve hemen günlük yaşamına dönebilmektedir. Günümüzde en sık kullanılan cerrahi prosedürler, Sling (Askı) operasyonlarıdır. Sentetik veya biomateryal kullanılarak pelvik askı oluşturulması, mesane boynu ve üretranın desteklenmesi esasına dayanan operasyonlardır. TVT, TOT ve mini-sling teknikleri popüler olarak uygulan operasyonlardır. Ameliyathane şartlarında, yaklaşık 15 dakikada, genel veya spinal anestezi altında uygulanabilir. Hasta hemen ertesi gün taburcu edilmektedit. Başarı oranları % 90' nın üzerindedir ve uzun dönem sonuçları son derece başarılıdır. Dünyada en sık uygulanan jinekolojik operasyonlardandır. Komplikasyon oranları son derece düşüktür. Özellikle en sık görülen inkontinans tipi olan stres inkontinans ve mixt tip inkontinansda sonuçlar ve hastanın yaşam kalitesine etkileri yüz güldürücüdür.

Laparoskopik olarak BURCH operasyonları da vajinal cerrahiye eşdeğer başarı oranlarına sahiptir. Uygun hastalarda güvenle uygulanmaktadır. Açık abdominal cerrahi ise, sadece inkontinans için nadiren uygulanmaktadır.



Üriner İnkontinansdan Korunma ve Önleme

Üriner inkontinans, her zaman önlenebilir bir hastalık değildir ancak bazı yaşam tarzı modaliteleri ile risk azaltılabilir. Üriner inkontinans riskini azaltmak için öneriler:

Sağlıklı Kilo Kontrolü :
Obeziteden korunmak ve ideal kiloda olmak inkontinans riskini azaltır.
Sigara :
Sigara içilmemesi, sigaranın bırakılması inkontinans riskini azaltır.
Kegel Egzersizleri :
Özellikle gebelikte olmak üzere, Kegel egzersizlerinin günlük yaşamda uygulanması inkontinans riskini azaltır.
Mesane Uyarıcılardan Kaçınmak :
Mesane uyarıcı etkisi olan yiyecek ve içeceklerin tüketiminin sınırlanması inkontinans riskini azaltır. Örneğin günlük kahve ve kafeinli içeceklerin tüketiminin azaltılması önerilir.
Lifli Gıda Tüketimi :
Lifli gıdadan zengin diyet şekli ve konstipasyonun engellenmesi, inkontinans riskini azaltır.
Egzersiz ve Düzenli Spor :
Düzenli fiziksel aktivite, üriner inkontinans gelişim riskini azaltır.

Üriner İnkontinans (İdrar Kaçırma)

Üriner inkontinans, özellikle 30 yaş üstü kadınların % 30-40'nı etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. Toplumda sık görülmesi sonucu, neredeyse normal yaşamın bir parçası olarak algılanmaktadır. Kadınlar, absorban pedler kullanarak, ekstra iç çamaşırı taşıyarak yada sıvı alımını azaltarak bu sorunla mücadele etmeye çalışmakta, bu şikayetle doktora başvuru gerek bu sorunun normal yaşamın bir parçası, gerekse utanma dolayısıyla yetersiz olmaktadır. Dolayısıyla üriner inkontinaslı kadınlar, günlük aktivitelerini ve sosyal yaşam planlarını bu sorun merkezinde yapmakta ve yaşam kalitesi ciddi anlamda kısıtlanmaktadır. Seksüel problemler, özgüven sorunları, anksiyete ve depresyon gibi psikolojik problemler inkontinansı olan kadınlarda daha sık gözlenmektedir. Oysa günümüzde, modern tıbbın gelişimi ve cerrahi tekniklerin gelişimine paralel olarak, kadınlarda inkontinans sorunu başarı ile tedavi edilebilmektedir. Tedavi sonrası kadınların sosyal yaşamı ve yaşam kalitesi, özgüveni ve seksüel yaşamında anlamlı derecede artış olduğu çalışmalarda gösterilmiştir. Sonuç olarak kadınlarda üriner inkontinans , normal yaşamın bir parçası değil tedavi edilebilir bir hastalıktır.